5 Ocak 2011 Çarşamba

AT-ETİ EKİBİ OLARAK MOR VE ÖTESİ'NE SORDUK...

Takipçilerimizden gelen yoğun istek üzerine bundan böyle sayfamızda çeşitli röportajlara da yer vereceğiz. Bayrampaşa Ülkü Ocağında Mor ve Ötesi grubundan Harun Tekin ve Derin Esmer'e sorularımızı yönelttik. Tabii ki AT-ETİ farkıyla...

AT-ETİ : Selamın aleyküm

M.Ö. : Merhaba

AT-ETİ : Lan amına koduklarım bu Mor ve Ötesi ne demek lan, ne ayar?

M.Ö. : Abi işte grup kurulmadan önce anket tarzı bişi yaptık bir çok isim arasından bunu seçtik. Ortak kararımızdı ve memnunuz.

AT-ETİ : He yani Deep Purple falan alakası yok?

M.Ö. : Abi valla şimdi sen söyleyince bi aydınlanma oldu.

AT-ETİ : Siktir et. Bi de Haruncum bak burda bizbizeyiz darılmak gücenmek yok. Bi laf işittim ama kondurmadım bi de senin ağzından duymak istiyorum.

M.Ö. : Estağfurullah abi, buyur.

AT-ETİ : Kardeşim senin için ardını dövdürüyo diyolar aslı astarı var mıdır?

M.Ö. : Kusura bakma abi ben gidiyorum, bu seviyede tartışamam.

AT-ETİ : Gel lan len. Sen de hemen bozuluyon be amokaçi. Şu gözlüğü bi ver bakalım yakışıyo mu bakıcam.

M.Ö. : Olmaz abi hediye.

AT-ETİ : Olm ver bi bakıcaz işte yakışıyo mu yakışmıyo mu, sende envai çeşidi vardır bunun.

Röportajın bundan sonrakini kısmını devam eden hukuki süreç nedeniyle yayınlayamıyoruz.

1 Ocak 2011 Cumartesi

AT BURCUNU 2011'DE NELER BEKLİYOR?

Bildiğiniz gibi 2010 yılı AT burçları için gerçekten zor bir yıl oldu. 2010 yılında işsizlikten kırılan AT'lar bu yılı da saman, arpa, yerine göre yonca yiyerek geçirdiler. Haradaki damızlık açığına alesta yatmış olsalar da yaptıkları en büyük atılım Veli Efendi'de çocuklar binsin diye 5 dakikası 10 milyona çitleri dört dönen sütçü beygirinin yedeği olmaktı. Ancak 2011 yılında Venüs'ün Jüpiter'e cilvelenmesi, Ay'ın Güneş'e siktiri çekmesi ve Türksat Uydusu'nun Hindistan kanallarını da yayınlamaya başlamasıyla bambaşka alemlere cemiyetlere duhul edecekler. Yalnız ATların dikkat etmesi gereken en önemli konu bu yıl akreplere sır vermemeleri gerektiği... Aslında akreplerden geçtim kimseye sır vermemeleri gerek. Alem göt olmuş mına zurtladığım sen bu devirde ne skime sır veriyon bilmiyorum ki, kaldı ki akrep iğneli, zehirli bi hayvan? Ayrıca kariyer hedefleri konusunda önlerine çıkan fırsatları değerlendirme konusunda cesur olacağınız bir yıla giriyorsunuz. Vur çifteyi mına koyim acıma, sana acıdılar mı? Aşk hayatı konusunda da ATlar için son derece verimli bir yıl olacak. Hatırlarsanız bir dönem Demi Moore açıklama yapmıştı "çıplak ata binmeyi seviyorum" diye. O at neden siz olmayasınız? Sağlık konusunda ise Atlar bu sene terli terli soğuk su içmesin. Bol kişnemeli bir yıl ümidiyle...

8 Aralık 2010 Çarşamba

ingiliz kemal

kemal ingilizce öğrenmek isteyen ama" ingilizce ingiliz 'den öğrenilir hacı" diyen bir gençti

ingilizce bilmediği için bir ingiliz' den bu konuda yardım isteyemedi ve hiç bir zaman ingilizce öğrenemeyeceğine karar verdi.


mustafa' nın öğreneceği çok sey vardı..

not: günler sonra gelen bu yazıyı, yazıları ile asabi tavırlar sergiliyen yavsak yazar arkadasıma armağan ediyorum..

15 Kasım 2010 Pazartesi

EDİTÖRYAL(YÜKSEK ASABİYET)

Sayın okurlar, evet güzel güzel takip ediyosunuz siteyi, çok güzel, devam edin boş bırakmayın ama bu işin sonuna geldik gibi, çünkü bu amına koduğumun yazarları yazmıyo sayın okurlar. Gün oluyo 4-5 tane yazıyolar yüzümüz gülüyo gün oluyo hiç yazmıyolar, bakın küfürü bol tutucaz karışma sen dediler, tamam dedim, ne ana bıraktılar ne bacı küfüre doyurdular blogu. Açık seçik resim istersek koyucaz karışma sen işimize dediler tamam dedim ama buraya kadarmış yazın diyorum karışma sen sen diyolar, kışın diyorum karışma sen diyolar muahhahahaha (ben de espri yapıyım dedim, sinirim bozuk yemin ediyorum o yüzden böle oluyo)

Dev araştırma yakında geliyo dediler gelmedi, nerde amına koyim küfür antolojisi halk galyana geldi bunların sikinde değil, sikerim böle bloguda,blogcuyu da, kapatıyorum lan blogu

Saygılar sayın okurlar sizin editörünüz.


NOTİNGEN: Yalnız ne götten vermeye meraklıymışsınız sayın okurlar, sanat içinse tamam ama başka türlüsü keyfe girer.bravo size

YEDİ KAFALI GÜRBÜZ



Baştan şunu belirtiyim ki bu yazı hüzünlü bi yazıdır, hüzünlüdür çünkü memur çocuğu olmak öyle bişeydir, hüzünlüdür. Ben tam bir memur çocuğuyumdur ve zorluklarını iyi bilirim, parasızlık çekmişimdir ama buna rağmen tipik bir orta sınıf memur gibi üst sınıfa da öykünmüşümdür, mesela memur çocukluğuma bakmadan ortaokul yıllarımı kolejde geçirdim, geçirmek derken şunu belirtiyim azap dolu yıllardı o yıllar.




Düşünün beden dersine çıkıyoruz herkes Adidas, Nike, Puma giyerken ben eşofman olarak Boss giyiyorum ki Boss demin saydığım bütün markaları sikerticek bi markadır, peki ben nasıl giydim bu markayı? Tabiki pazardan. Amına koyim böle işin, kapkara, üzerinde hayvan gibi Boss yazan o naylon giysiyi her beden dersinde giydim, tam bir karafatma böceği gibi sahalara daldım, top oynadım, direğe tırmandım, takla attım başka ne yapabilirdim ki. İçin için üzüdüm ama toptanda geri kalmadım, mahhale de ise koleje giden tek çocuk olduğum için zengin muamelesi gördüm, tam bi araftı yani durumum, bunu için de için üzüldüm, zaten her sike üzülüyodum o vakitler, çok duyarlı yazar gibi olmuştum iyice.



Memur çocuğu tatilerde de üzgündür hep, çünkü disko sakıncalı ve pahalı yerlerdi bizim için, bi grup mal olarak gecelerimiz sahillerde geçti hep,(diskoyu geçtim ne sahilde bi ateş yakıldı ne gitar çalındı, gerçi iyi de olmuş amına koyim)boy boy erkek içinde geçti tatil hayatım, diskoya özlemimizi buraların yoz yerler olduğunu savunarak hafiflettik ama yiyişten hep uzaktık be kardeşim anca birbirimizi yedik, sinir ettik buna da üzüdüm tabi bi dönem.




İlk markalı ayakkabım Kinetixti yemin ediyorum 2 hafta topa vurmadım bişey olmasın diye, sonra topa vuramıyorum çok üzüldüm, ilk markalı tişörtüm collezineydi, pislenmesin diye 2 ay giymedim, giyemedim diye de çok üzüldüm, yani o dönem üzülmenin anasnı siktim sayın okurlar, hatta öle bi noktaya geldim ki, yeterince üzülemediğim şeyler var diye üzüldüm, tam hüzünbaz olmuştum.



Liste uzun ama ben olayı hamburgerle bitiriyim (Yoksa babamın ilk arabası olan Kartal'a ailece nasıl tepki verdiğimiz anlatsam hayatınız değişir) İlk kez buluştuğum kız arkadaşım tutturdu mc donalds'a gidelim, parayı yokladım, sıgara almazsam yetiyodu (ortaokul sonda sıgaraya başlamıştım, üzüntüden işte amına koyim) gittik ama gitmez olaydım, hamburgeri yemek tam ızdarapmış bilemedim, hayatımda ilk kez hamburger yiyiyorum, yani yiyemiyorum, salatası ayrı taşıyo, köftesi alttan affedersiniz sik gibi çıkıyo en son dedim ben aç değilim, bıraktım hamburgeri masaya ama kız arkadaşım sanki milli yemeğimiz hamburgermiş gibi yemelere doyamadı, nasıl ketçapını mayonezini taşırmadan yedi hayret ettim, ben o gün aç ve sıgarasız eve döndüm (tek tesellim zaten aç karnına sıgara sevmeyişimdi)



Şimdi yaş oldu 30, eksiğim yok, bakıyorum çok kral hamburger yiyen biri olmuşum, marka desen sikimde değil, diskonun bi numarası yokmuş, boşa üzülmüşüm yani. Şimdi de boşa üzüldüm diye üzüLüyorum, üzüntüden mal oldum, artık nasıl üzülüyosam babamla kardeş gibi görünüyoruz, rahatça kahveye gidip okey atabiliyoruz yadırganmaksızın. Babamn emekli öğretmen çevresinde göze batmadan yaşıyorum.



Memur çocuklarının öyküleri hep hüzünlüdür, çünkü memur çocuğu olmak öyle bişeydir sayın okurlar (gerçi hüzünden götüm başım oynar oldu ama hüzünden de kopamıyorum sayın okurlar)

9 Kasım 2010 Salı

İYİCEEEE

-Karşında süpermarket hisset beni karşında hipermarket sev beni

_Abi ne yaptın sen ya??

-Yürovisyona Atiye gitsin di mi lan, tabi tabi o gitsin....

_abime bak ya....

7 Kasım 2010 Pazar

SPOR VE SPORCUNUN DOSTU


Şapka takan kaleci kadar insanı hayattan soğutan bişey görmedim, bu kadar lakayit bi davranış daha olabilir mi? Hayır o değil takım arkadaşları buna nasıl izin veriyo o da bi muamma, o da ayrı bi lakayitlik. Sikerim böle spor ruhunu, evet direk sikerim, acımam. Saygılarımla